Bir Örümceğin Aşkı
- irupuyam
- 6 saat önce
- 3 dakikada okunur

Issız adaya düşen bir insan hayal edin, kendine yiyecek bir şeyler bulabilir, şanslıysa başını sokabileceği bir baraka yapıp geceyi bile geçirebilir. Peki ya bir insanın tek ihtiyacı yiyecek ve barınma gibi temel ihtiyaçlar mıdır?Bu ihtiyaçlarını giderdikten sonra ıssız bir adada tek başına ne yapabilir diye düşündüğümüzde aklımıza birçok şey gelebilir fakat aklımıza gelenlerden hangisi başka bir insanla kurabileceği iletişim ve paylaşımların yerini tutabilir? Issız bir adada insan fiziksel şartlar elverdiği sürece yaşar fakat psikolojik ihtiyaçlarını tatmin edemez. Bu yüzden eğer sokak röportajlarında ıssız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey sorusuyla karşılaşırsanız en azından cevaplarından biri sevdiğiniz ve güvendiğiniz bir insan olmalıdır.
İnsan doğumundan itibaren sözlü ya da sözsüz iletişim kurmaya ve bağlanmaya başlar, bu her insan için beklenen ve çok temel bir durumdur. Yaşı büyüdükçe önce ailesiyle, sonra okul arkadaşları ve iş arkadaşları derken kendi sosyal çevresini yavaş yavaş oluşturur. Bu yakınlaşmaların yanı sıra bir de romantik ilişkiler vardır. Romantik ilişkiler biraz daha farklıdır, bireyin özel hissedilme ihtiyacının karşılandığı, kendi dünyasında partnerine kocaman bir yer ayırdığı, kalp ve duyguların çok daha ön planda olduğu bir ilişki biçimidir. Bireyin partnerini koşulsuz sevmesi, birlikte çokça zaman geçirmek, özel anları beraber deneyimlemek gibi durumlar romantik ilişkilerin yoğun yaşanmasında rol oynar bu yüzden de romantik ilişkiler bireyin her anlamda beslenebildiği ve kendini güvende hissettiği bir yere dönüşebilir. Başkası yapsa kızmayacağı olaylara partnerinden geldi diye üzülebilir ve kırılabilir, partnerinden gelecek kaldırım taşından kopartılmış bir çiçeği bile çok severken başkasından gelen çok büyük ve pahalı bir buketi umursamaz. Karşımızdakinin hayatımızda bu kadar etkisi olmasının iyi yanları olduğu gibi kötü yanları da olabilir bu yüzden de romantik ilişkiler bizi çok mutlu edebilirken aynı zamanda çok da üzebilir. Bu denli birine güvenmek aslında ona sırtımızı yaslamaktır ve insanı yıkan darbeler karşısından gelmez, genelde sırtından gelir. İnsan sevdiği zaman dış çevreye karşı kurduğu duvarların aşılmasına izin verir ve bir zamanlar onun için yabancı olan biri bir bakmışsınız hayat arkadaşı olur. Bunun gerçekleşmesi ise genelde güven temeli kurulan ilişkilerde olur. Sevip, güvenip kırılgan tarafınızı gösterdiğiniz insanlara aslında kalbinizin anahtarını verirsiniz. Ya bu kalbi sakınıp değer gösterip beslerler ya da kırıp ayaklarınızın altında tuzla buz ederler. Güven ile birlikte kaldırılan savunmalar aslında bizi manipülasyona karşı açık hale getirir çünkü partnerimize bunu konduramayız, bizim onu sevdiğimiz için tanıdığımızı düşünürüz. Fakat hiçbir zaman insanları tanıdığımızı zannetmemeliyiz çünkü tanıdığımız, onların tanıttığıdır.
Manipülasyon kısaca bir kişinin kendi çıkarı için karşı tarafın duygu, düşünce ve davranışlarını kendi istediği yönde etkilemesidir ve manipülasyon öyle gümbür gümbür gelmez. Tıpkı bir örümceğin ağlarını örmesi gibi yavaş ve temkinli olur. Etrafına ağlar örülen canlı ağda tutsak kaldığını anlayana kadar da devam eder fakat anladıktan sonra da iş işten geçmiştir. Evinizde bulduğunuz bir örümcek yuvasını düşünün, o yuva kurulana kadar genelde hiçbir şeyden haberiniz yoktur sizin gördüğünüz örülmüş bir ağdır. Manipülasyonu örümcek ağına benzettiğimizde “Gaslighting” ve “Love Bombing” bu ağın en önemli ipliklerindendir. Zamanla ilişkilerin yaşanma biçimi değişti, literatüre yeni terimler eklendi. Gaslight terimi son yıllarda popüler olsa da aslında bu terim 1900’lerde yayınlanan tiyatro oyunu ve filmi olan Gaslight’tan gelir. Burada adam eşinin özgüvenini ve sorumluluk bilincini aynı zamanda da mental sağlığını kötü anlamda etkilemek için sistematik bir şekilde manipüle eder. Gaz lambasının ışığını günden güne kısar ve eşi bunu fark ettiğinde hiç kısmadığını söyleyerek eşinin kendi algılarına olan inancını kırmaya çalışır. Bilinçli olarak eşyaları saklar ve eşi bulamadığı zaman kendisinin unutkanlık problemi olduğunu belirtip eşinin kendine olan güvenini zedeler. Burada amaç partneri kendine bağımlı hale getirmektir çünkü insan kendine güvenmeyi bıraktığında tüm doğruların partnerinde olduğunu düşünür ve sorgusuz sualsiz karşı tarafa inanmaya başlar bu da aslında tüm ilişkinizin ve hayatınızın direksiyonunu karşı tarafa vermektir. Manipülatif bireyin amacı karşı tarafı kendine bağımlı hale getirip üstünde istediği gibi kontrol sağlamaktır. Ağlar örüldüğü zaman sizin doğrularınız yoktur, onun doğruları vardır.Özellikle sosyal medya ve film/dizi gibi alanlarda insanların diline pelesenk olmuş bir başka manipülasyon yöntemi ise Love Bombing’tir. Susuzluktan ölmek üzere olan ve umutla yağmuru bekleyen bir çiçek olduğunuzu düşünün, günlerdir yağmur yağmamış ve bir anda gökyüzü delinmiş gibi yağmur yağmaya başlıyor. Tüm damlalara erişebilmek için tüm yapraklarınızı açarsınız değil mi? Elinizden geldiğince ıslanmak istersiniz, özlediğiniz bu duygulara sonunda kavuştum diyerek sarılırsınız. Yağmur bir anda durduğunda ise bir süre sonra hiç yağmamış gibi kuru ve eskisinden daha kötü olur çünkü yağmur yağmıştır bir kere, ya tekrar yağarsa diye çiçek umutla yağmuru bekler ama o yağmur siz istediğinizde değil kendi istediğinde ve düzensiz olarak yağar. Love Bombing tıpkı buradaki yağmur gibidir. Bir anda güzel sözlere, mesajlara, hediyelere ve sürprizlere boğulursunuz. Karşınızdaki sizi dünyanın en değerli insanıymış gibi hissettirir ve buna devam eder. Evet ya buldum, bu sefer doğru insan dediğiniz anda ise karşınızda kimseyi bulamazsınız. Love Bombing çok hızlı gerçekleşir çünkü burada da ana amaç aslında ağları bir an önce örüp karşı tarafı kendine bağımlı hale getirmektir. Gelen yağmur damlalarının hissettirdiği mutluluk yağmur bittikten sonra umutsuzluk ve hayal kırıklığına dönüşür.Bu tarz insanlardan etrafınızda bulunuyor olabilir, dikkat edilmesi gereken kısım ise ağlar örülmeye başlamadan önce bunu engellemektir, karşınızdakini tanımaktır. Nasıl tanıyacağım diye endişe etmeyin, pastadaki mum sayısı çoğaldıkça herkesi yavaş yavaş tanımaya başlarsınız..


Yorumlar